Haydi Çocuklar Camiye

Haydi çocuklar camiye kampanyası” Server Gençlik ve Spor Derneğinin teklifiyle Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla bütün illere gönderilen talimatla Türkiye genelinde uygulamaya kondu. 2018-2019 Eğitim ve Öğretim Yılının yarıyıl tatilinde çocuklara adeta ödev olarak verilen, cami ve cemaati sevdirmek için camilerle çocukları buluşturan bu kampanyayla 50 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor. “ Namazını camide kıl, puanları topla, ödülünü kap” sloganıyla yürütülen bu kampanya çocuklar arasında şimdiden birçok ilde ilgiyle karşılandı.

Böyle bir kampanyayı ilk defa duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Kampanyalar her zaman düzenleniyor, çeşitli vakıf ve dernekler aracılığıyla. Özellikle bunun devlet eliyle yapılması çok daha sevindirici bir durum. Bu gibi kampanyaların aralıkla da olsa devam etmesini ümit ediyorum. Ülke olarak çok farklı bir dönemden ve darboğazdan geçerken çocuklara milli ve dini duyguların aşılanmasının gerekliliği çok daha elzemdir. Yavrularımız bizim geleceğimizin teminatıdır. Boş bir kaset gibi her şeyi kayıt altına alan çocukların zihinlerini doğru şeylerle doldurmasanız veya kişiliklerini İslam’a, milli manevi değerlere uygun bir şekilde inşa ve ihya etmeseniz farklı mihraklar onların boşluklarını kendi emelleri doğrultusunda mutlaka dolduracaklardır. Çünkü çocukların bu dönemi asla boşluk kabul etmeyen bir dönemdir.

Birlik ve beraberliğin tesisinin yapıldığı, güçlü bir millet olabilmenin yolu camilerde ve cemaatle namaz kılmakla mümkün; cemaat insana cem olmayı, kardeş olmayı, ortak değerlerde buluşmayı öğretir. Cemaat şuurunu yakalamamış milletler tefrikanın, ayrı gayrının fitne ve fesadın tuzağına düşüp, toplumu ayakta tutan kodların tahrip edilmesine, dengelerin kayıp olmasına sebep olur. Özellikle cemaat şuuru daha çocuk yaşlarda verilmeli insana. Sevdirerek hoşgörülü bir şekilde cami ve cemaatin ne anlama geldiği öğretilmeli.

Atalarımız “Ağaç yaşken eğilir ” derken bunu vurgulamak istemişlerdir. Çocuk yaşlarda dini eğitimi almamış insanların daha sonra kalıplaşmış düşüncelerini yıkıp, yeniden doğruyu ve yanlışı öğretmeniz mümkün olmamaktadır. Kurumuş ağaç misali böylelerine şekil vermek, bunların boşluklarını İslam ve imanın gerekleriyle doğru bir şekilde doldurmak tahribatlara sebebiyet vermekte, istenilen seviyeye ulaşılması bazen imkânsız hale gelmektedir.

Öyleyse çocukların ruh dünyalarını da dikkate alarak bu kampanyanın hedefe ulaşması için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Çocuk eğitimi çok dikkat gerektiren özen gösterilmesi gereken bir durumdur. Mesela çocuğun dünyasına girmeden, belki onlardan biri olmadan onlara doğruyu anlatmanız mümkün olmaz. Vereceğiniz şey ile çocuğun alma kapasitesi orantılı olmalı. Bu nedenle bu kampanyada ki ödülle bu hedeflemiş, belki hediyelerle camiye bağlanan çocuk zamanla cami ve cemaati sevecek, sarsılmaz bir bağlılık peyda edecek.

Bakın Hıristiyan bir baba bile çocuğunun sevdiği hediyeyi alıp, papazın vermesini istiyor. O çocuk papazın elinden hediyeyi alınca o papaza ve kiliseye öyle bir bağlanıyor ki oradan ayrılması imkânsız hale geliyor. Bizim dinimiz tek ve yegâne din olan İslam dinidir. O’nun Peygamberi gelmiş, gelecek hiç bir muallimle kıyaslanamayacak kadar âli ve büyük bir öğretmendir. Hz Muhammet(s.a.v.)çocuklarla çocuk olur, yaşlılarla yaşlı, gençlerle genç olurdu. Çocukların camiye gelmesini her daim teşvik ederdi.

Mesela hutbe okurken Hz. Hasan ve Hüseyin’in kendisine doğru geldiğini görünce hutbeden inip onları kucaklarına alarak tekrar hutbesini irat etmeye çalışması ne büyük bir eğitim değil mi? Yine secdeye giderken torunları sırtına bindiğinde heveslerini alsınlar diye secdeyi uzatması çocukların eğitimi açısından ne kadar büyük ve etkili bir yöntemdir.

Namaz kılarken çocuklar bacaklarının arasından geçsin diye bacaklarını aralaması çocuğa verdiği değer kadar o çocuğun namaz hususunda belleğinde olumlu intibaın uyandırılması açısından da ne kadar etkili ve anlamlıdır. Peygamberimiz baba ve annelere ” yedi yaşına geldiğinde çocuklarınıza namazı emredin” buyurarak onların namazlarının ihmal kabul etmeyeceğini vurgulamıştır. 

Camiler Allahın evi orada herkese yer olmalı. Kadınıyla çocuğuyla ailece herkes oranın atmosferini teneffüs etmeli. Çocuklara karşı iyi ve hoşgörülü olmaya gayret etmeli cemaat olarak da hediyeler vererek her zaman ve her daim gelmelerini sağlamalıyız.

Özellikle büyüklerden beklediğimiz anlayış ve davranışı çocuklardan beklememiz mümkün değil. Adı üzerinde çocuk… Bu nedenle camide çocukların gülmeleri şakalaşmaları ve oyun oynamaları büyükler tarafından tepki sebebi olmamalı. Onlara karşı toleranslı olmaya gayret etmeli. Bu tutum, onların doğruyu ve yanlışı anlamalarına vesile olması açısından çok önemli. Çocuk eğitimini camide almak için camilerin kapısını aşındırdığı bir zamanda eli sopalı, çatık kaşlı, yumrukları sıkarak onları camiden kovmak hiç kimsenin ne haddi nede yetkisi dâhilindedir.

Camiden yaramazlık yaptı diye azarlanan çocuğun ağlayarak geri dönmesi ilerde o çocuğun cami ve cemaat hakkında ne derece olumsuz intiba edinmesine sebep olacağını düşünmeli ve ona göre davranmalıyız. Onların cami adabını öğrenmeleri, camide nasıl hareket etmeleri gerektiğini bilmeleri yine bizlerin gayret ve çabalarıyla mümkündür. Daha rahat, sessiz sedasız bir ortamda namaz kılalım derken çocukları camiden soğutmak asla uygun değildir. Çocuklar eğleneceklerse oyun oynayacaklarsa da minarenin gölgesinde caminin çatısı altında bunları yapmalılar.  

Selam ve dua ile…

https://www.anadolugazete.com.tr/haydi-cocuklar-camiye-2105yy.htm

Kaynak: Haydi çocuklar camiye – Abdullatif Acar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir