Menfaatperest İnsan

Menfaat üzerine inşa edilen ilişkiler asla daimi değildir. Çünkü menfaatler devamlı değildir. Menfaatperestler varlıkta herkesle dost oldukları halde yokluk anında kimseyi umursamazlar. Öküz öldü ortaklık bozuldu misali; görünüşte insanla ortak olan dostun, asıl dostluğu öküz iledir. İşin kötü tarafı da, çoğu kez bunu herkes göremez de aldanır…
Garibanın selamını bile  “verse de olur vermese de anlayışıyla alan” merhabasına zoraki  karşılık veren, gözünün bir ucuyla da hep ağır adamlar arayan insanlar mütekebbir, bencil ve menfaatperestlerdir.

Menfaatperestler, her ilişkisini çıkar üzerine kurarlar. Elde etmek istediği şey için böylelerinin yapmayacağı hiç bir şey yoktur. Bir anlık değişimde zorlanmamaları zaten sevdiğini Allah için sevmemelerinden kaynaklanır. İnsanlara makamına ve mevkisinde göre muamele eden bu tipler, çıkar sağlayacağını umduğu insanları yıllarca tanıyormuş ve çok samimi dost gibi davranırlar. Onlara ince ve nazik cümlelerle hitap eder, kendileriyle ortak noktalarının olduğunu dillendirerek yakınlığı pekiştirmeye  çalışırlar. İlk fırsat eline geçince hemen gerçek niyetlerini ortaya koyar, birçok taleplerde bulunmaya başlarlar. Bunu yaparken yine belli etmezler çünkü gerçek gayeleri menfaat gördüğü bu insanları devamlı sömürmektir.

Makam ve mevki sahiplerinin karşısında insanlıklarından fedakârlık yaparak en aşağıların aşağısına düşen menfaatperest hep kendini düşünür başkaları umurlarında bile olmaz. Bunların hazırda bekleyen, ilk fırsatta kullanmak üzere birçok bahaneleri vardır. Çünkü çıkarcı insanların her davranışı rolden ibarettir. Samimiyet ve tutarlılık bunların hayatında yoktur.  Göründüğü gibi olmazlar. Yani davranışları hep taklidi ve sunidir. Asıl gayeleri olan menfaatlerini kayıp etmek söz konusu olduğunda gerçek tepkilerini gösterirler. Yani kendileri olurlar bir an. 
Çıkar ilişkileri olan böyleleri için yalan dolan, haksızlık hukuksuzluk normal algılanır. Kolayca arkadaşını satar, menfaat söz konusu olunca yıllarca düşman olarak gördükleriyle bile hiç bir zorluk çekmeden aniden dost oluverirler. Bu tiplerin ahret kaygıları da pek olmadığından günah ve sevap ayrımı da yapmazlar. Öyle olur ki sabah farklı akşam daha farklı görünürler. Bazen bakarsın ki en mükemmel muhafazakâr; namazında niyazında, hayır hasenatın da hatta şeklini ve şemalını değiştirmiş, sakal bırakmış, sözüm ona, tövbe etmiş, bazen şartlar değişince en iyi solcu oluvermişler. Bir bakarsın duruma göre milliyetçi, Liberalist ve Sosyalist oluvermişler. Bulundukları ortamın rengine bürünen böyle insanlara  “bukalemun gibi adam” derler.  Kusura bakmayın ama bukalemun, bulunduğu ortamın rengine göre renge giren bir tür böcek ismidir. Bunlar yaprağın üzerinde yeşil renge, kremit’in üzerinde kırmızı, toprağın üzerindeyken gri renge girerler.

İradelerini başkasının eline vermiş akıllarını güçlü olana esir etmiş,  menfaatlerini her şeyin üzerinde gören menfaatperestler,  özellikle güçlü olanın bir numaralı savunucusu olur, onu her yerde ve her ortamda savunurken bu durumunu ona belli etmek içinde çeşitli şekillerde bire bir veya dolaylı olarak duyulmanın ve görülmenin telaşını yaşarlar.

Bazen bulunduğu makam ve mevkiin, bazen kavuşacağı dünyevi menfaatlerinin tehlikeye gireceğini düşündüklerinden “insan yemek yediği kaba pislemez, ekmek kapısına ihanet etmez” gerekçelerini ileri sürerek haklılıklarını ispat etmeye çalışan böyleleri sömürdükleri insanların hata ve kusurlarını söylemekten de imtina eder; doğru olmayan şeyleri bile doğru diye lanse ederler. Bu aslında bir kişilik bozukluğun da sebep olan bir davranış şeklidir. 

Hz. Ömer bir insanın adil, muttaki, ahlakının düzgün biri olup olmadığını anlamak için yakın komşu olmak; komşuluk ilişkilerini bilmek, alışveriş yapmış olmak ve onunla yolculuk yapmak gerektiğini bildirmiştir. 

Yoksa denenmemiş, menfaatine dokunulmamış, iş başa düştüğünde dostunun yanında olup olmadığı anlaşılmamış insanların gerçek yüzlerini göremezsiniz. İnsan er meydanında belli olur. Denenmemiş insan ham insandır. Kardeşini kendine tercih etmeyen bencil ve enaniyet sahibi insandır.  Yola çıkmadan, aynı davanın müdavimi olmadan, gaye ve niyetini Allah rızasına döndürmeden, hayatı sadece dünya menfaatinden ibaret gören insanlar toplum içinde bir problemdir.  
Hâlbuki insanoğlu bir düşünse ne kadar nankör olduğunu anlayacak. İnsanoğlu her şeyin sahibi Allah’ı unuturda O’nun kullarından medet umar. Geçici dünya malı için ahreti gözden çıkarır. Asıl menfaatin ne olduğunu düşünmeden insanların peşine takılır.

Allah sevgisine müştak olan her şeyin sahibi olur. Onun sevgisinden gayrisine bel bağlayan sahip olduğu her şeyini de kayıp eder.
İnsanın en büyük varlığı onuru ve itibardır. Öyle ki bu itibar ayaklar altına düşünce hiçbir makam mevki para pul onu kaldırmaya yetmez.
Allah göründüğü gibi olan olduğu gibi görünenlerden eylesin.

Selam ve dua ile…

http://www.bursahaber.com/menfaatperest-insan-makale,17259.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir